30 Aralık 2010 Perşembe

12


Bir kış günüydü. Malum İstanbul soğuk. Yoğurtçu dediler, bilmiyorum. Tarif ettiler, geldim.

Oturdum. Karşımda bir adam. Abi dedim. Niye bilmiyorum, geldim.

Biri geldi masaya, bilmiş biraz da. Ümraniye dedi. Yok Bolu..Abimsin…

Bizim için saldır Kanarya.. İlk gün…

***

Eskişehir dediler, bindim otobüs. Biraz güzeliz. Abiden azar yedik, he sucuk yedik bir de. Dediler asker biri… Sağ salim gitsin gelsin..

***

Bilet dediler, İnönü. Uyandım saat 6. Kalabalık. Dediler bu kamil, vay kamil!

***

Boya dediler, boyadık. 1500 dediler, saydık. İki gün sürdü. Arada abiden azarı yedik.

Uyuduk. 1000 olmamıştı daha.

Gittik geldik. Çamaşır sepeti verdi ihtiyar. Şuraya koy.

***

Bir adam var. Sağlam belli. Abi dedik ona da. Saçı yoktu başında, yüreği yerinde. Kardeşim

dedi. Sevdi, sevdik.

***

Son maç. Ağladık! Çorba içtik sonra, geçti gitti.

O saçsız adamı başından vurdum sonra. Birkaç mermi de biz yedik. Sonra da sucuk.

Abi dedi bizden bu kadar. E bizden de o kadar. Daha dik durmalı bundan sonra…

***

Kardeş dedik nicesine. Kimi lisede, kimi bitirmiş, kimi bırakmış. Geleni gideni çok olurmuş

buraların. Kalan sağlar bizim.

Semt dedik arada. Okmeydan dediler, ikinci memeleket yaptık.

***

İçki de içtik arada. Kafan bunun gibi olsun dediler, bir adam gösterdiler. Mami gibi olduk.

Sınav vardı bir gün. Birer tane daha dediler. Geceyi yalan ettik. Kardeşliği var ettik.

Bugün dediler 12. Çıktık, geldik. Sevdik be abiler, sevdik be kardeşler… Çok sevdik…

29 Mart 2010 Pazartesi

Kapak..




Sen ezeli rekabeti, bireysel mücadeleymiş gibi gösterir, Volkan'la uğraşırsan, ".ötüyle güler" o da sana. Her ne kadar onaylamadığım bir davranış da olsa, hak ettiniz siz bunu ve aldınız cevabınızı.

28 Mart 2010 Pazar

Bizimkisi, “Sıradan Bir Deplase Hikayesi”


Umut yoktu bu günün başlangıcında kimsede. Bilet kuyruğundan kimse beklenen verimi alamamış, biletlerin yarısı sanki buhar olup uçmuştu. Hesabını dakikası 1 liradan yaptığımız bir maç, dakikası 3-4 liraya kadar çıkmıştı. Karaborsa denilen illet, başımızdaydı yine. Erken buluşmak lazımdı bugün. Olmayan biletlere inat, daha çok inanç vardı çubuklunun yanında olabilmek için. Buluşma yeri Yoğurtçu Parkı, hani o Lefter heykelinin karşısındaki.


Herkes bilet peşinde başladı deplase yolculuğuna. Sonrası, iskeleye yürüyüş ve dolmuşla Fulya yokuşu. Son durak Samiyendi ve kimsenin dışarıda kalmak gibi bir niyeti yoktu. Vakit geçiyordu ve maç saati yaklaşıyordu. Fulya yokuşu besteler eşliğinde, yokuş olmaktan çıkmış ve bir patikaya dönüşmüştü. Yapılan açıklamalara ve uyarılara rağmen, taraftar namusunu da getirmişti yanında. Herkes boynunda atkısı, üstünde forması yürüyordu sevgilisinin yanına.


Samiyen deplasmanlarımız olmasa, yağmurlu çamurlu bestelerin anlamı kalmazdı hani. Yollarında çamura rastlayabileceğimiz pek deplasman kalmamıştır heralde. Kapının ardında kimseyi bırakmadan girildi stada. Çubuklu aşkı ağır basmıştı yine, engel tanımıyordu.


Maça dair bir şey söylemeye gerek yok. Çünkü, hem staddaki, hem de maçı TV başında izleyen taraftarların, 90 dakika susmayan bir Fenerbahçe tribünü gördükleri apaçık ortada. Sonuç ise alışıldığı gibi, kazanan Fenerbahçe ve kaybeden Galatasaray. Derbi demeye bin şahit, sıradan bir maç bizimkisi. Ezeli rekabet değil, “ebedi rezalet” bizimkisi...

25 Mart 2010 Perşembe

Cefakar..





Çalsın davul, bitmesin beste. Boşuna değil bu çaba, sevgili uğruna. Ölünce mezarda beni saracak bayrak, mezar taşımda yazacak yazı, FENERBAHÇE..